1 results listed
16 yüzyıldan itibaren Batı dünyasında bilimde, teknikte ve sanatta yaşanan
köklü değişimler dinin algılanış biçimlerinde de köklü değişimlerin
yaşanmasına neden olmuş, bilhassa din-bilim ilişkisine dair yürütülen
tartışmalar döneme damgasını vurmuş, genelde vahiy dinleri özelde
Hıristiyanlık sorgulanmaya başlanmıştır. Bu süreçte dine karşı cephe alan
inkârcı akımların da temelleri atılmıştır. Kökleri 16 yy. kadar geriye giden
ama günümüzde de etkilerini devam ettiren bu akımlar arasında deizm,
ateizm,
materyalizm,
pozitivizm,
darwinizm,
agnostisizm,
nihilizmi
sayabiliriz. İnanç problemleri bağlamında ortaya çıkan söz konusu akımlar,
sadece Batı/Hıristiyan toplumunda değil Doğu/İslam toplumunda da çeşitli
söylem ve iddialarla varlığını hissettirmektedir. Bunda insanlığın bilim ve
teknikte ilerleme kaydetmesinin yanı sıra son dönemlerde radikal dinî
örgütler, cemaatler ve tarikatların dini yanlış anlamaları ve uygulamaları,
ötekileştirici, ayrıştırıcı bir din anlayışına sahip olmaları da önemli rol
oynamıştır. Bu tür olumsuzluklardan kurtulmanın yolu ise dini temel
kaynaklarından öğrenerek insanlara sahih bir din anlayışı sunmak gerekmektedir ki bu misyon, kelam ilminin temel görevlerinden biridir.
Kendi içinde birçok farklı görüşlere ayrılan ve oldukça çeşitli tezahürleri
bulunan deizm, temel görüşleri bakımından genel olarak aklı ve gözlemi/deneyi ana ilke kabul eden, Tanrı bilgisine aracısız biçimde sadece
akıl/düşünce yoluyla ulaşılabileceği savunan, bu nedenle vahye dayalı tüm
dinleri reddeden tek Tanrı inancını benimseyen akım olarak tanımlanabilir.
Başka bir ifadeyle deizm, kâinatı yaratan fakat yarattıklarına müdahile
etmeyen sadece yaratıcı sıfata sahip olan insanüstü yüce bir varlığı/Tanrı’yı
kabul eden, bununla birlikte Tanrı’nın bir iletişim biçimi olarak insanlarla
irtibata geçmesi anlamına gelen vahyi/nübüvveti inkâr eden düşünce
sistemidir. Bu bakımdan deizmin en temel itiraz noktasının nübüvvete
yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü onlara göre insanın doğuştan gelen
aklıyla, doğa ve evrendeki kanun ve tasarımı kişisel gözlemleriyle
onaylayabilir, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilebilir. Bu bakımdan
vahye, peygamberlere, dine ihtiyaç yoktur. Bunların yanı sıra deistler dinî
ritüelleri, ahiret âlemini, ceza ve mükâfatı, dünya işlerine ilahî müdahaleyi
reddederler.
Bu tebliğde Avrupa’da 16 yüzyılın ikinci yarısında semavî dinlere (bilhassa Hıristiyanlığa) karşı olarak ortaya çıkan ve günümüzde daha çok gençler
arasında oldukça etkili olan “deizm” konusu ele alınacaktır. Bu çerçevede söz
konusu akımın temel iddiaları tespit edilip, akabinde psiko-kelam çerçevesinde bir değerlendirme yapılacaktır.
International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD
Meryem GÜNERİ